VLOG: Sentetik Tıraş Fırçaları

03 Aralık 2019
VLOG: Sentetik Tıraş Fırçaları

Tıraştan keyif alan çoğu dostumuzun tıraş dolaplarında en az birer adet domuz kılı ve porsuk kılı fırça olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak konu sentetik fırçalara geldiği zaman, kimi önyargılar ağır basabiliyor. Bazıları, sentetik fırçaların doğal kıl performansını veremeyeceğini düşünürken, bazıları ise hissiyat olarak yapay olacağını düşünüyorlar. Aslında bu önyargıların bir süre öncesine kadar karşılığı da vardı. İlk üretilen sentetik tıraş fırçaları gerçekten de hem hissiyat, hem performans olarak bekleneni veremiyorlardı.

Sentetik kıl üretme çabaları oldukça eskilere, 1920'lere kadar gidiyor. Bu dönemlerde Dupont firması doğal malzemenin yerini tutacak bir malzeme için yoğun çaba gösteriyor. Sentetik polimer liflerinden esnek bir iplik üretiyor ve buna “Naylon” adı veriyor. İkinci dünya savaşı döneminde doğu bloğundan gelen tüm doğal kıl ticareti durunca, yeni bir materyal arayışı ortaya çıkıyor ve Dupont’ un ürettiği bu naylon elyafı her türlü fırçalarda kullanılır hale geliyor. Böylece sentetik naylon elyafından tıraş fırçaları da bu sıralarda ortaya çıkmış oluyor. Bu birinci jenerasyon sentetik fırçalar, nispeten kalın ve silindirik kıllarından dolayı, doğal kıldan yapılan fırçaların yumuşaklığına ulaşamadıkları, su ve ısı tutma kapasiteleri de kötü olduğundan pek tercih edilmediler.

Dupont, burada kalmayıp sentetik elyafını düzenli olarak geliştirmeye devam etti ve çeşitli isimlerde patentler aldı. Bunlardan en bilineni de “Taklon” adlı polyester malzeme. Sonraları Taklon’un üretim ve isim hakları bir Japon firmasına geçti. Üretilen çoğu sentetik fırçanın kıllarının hala bu malzemeden yapıldığını belirtelim.

O dönemlerde, farklı ülkelerden çeşitli üreticiler doğal kılları taklit edecek, iyi şekilde su ve ısı tutabilecek sentetik kıl üretme mücadelesine girişip, çeşitli patentler alsalar da, 2000'lere gelene kadar, sentetik kıllı tıraş fırçaları hala az tercih edilir durumda idi. 2000lerde MenU, Mühle, Body Shop gibi firmalar kendi kıl denemelerini yapıyorlar ve ikinci jenerasyon fırçalar ortaya çıkıyor. Bu kıllar yine silindirik, ama biraz daha ince yapılılardı. Bunlardan yapılan fırçalar biraz daha iyi olsalar da, ısı/su tutma, performans konularında hala o kadar da verimli olmuyor, suyu görünce formlarını koruyamıyorlardı.

2015 yılında, Avrupa'da porsuğun koruma altına alınmasıyla birlikte, fırça üreticileri daha yoğun bir çaba içerisine girmek zorunda kaldılar. Kent, Omega, Mühle, Plisson gibi firmalar sentetik kılları biraz daha geliştirdiler. Daha yumuşak olan bu üçüncü nesil kıllar artık dipten uca doğru sivrileşen, konik şekilde üretiliyor ve hakiki kılı taklit edecek şekilde boyanıyorlardı. Önceki jenerasyonlardan da daha ince olduklarından, aynı ölçü düğümde daha fazla kıl barındırabiliyordu. Bu da, daha iyi köpürtme performansı sağlıyor ama hala içlerinde suyu yeterince iyi tutamıyor ve bir kerede bırakıveriyorlardı.

2015’den itibaren Mühle ve Frank Shaving’ in yeni çalışmaları sonrasında dördüncü ve son nesil fırçalar ortaya çıktı. Bunlar da üçüncü nesil kıllar gibi dipten uca doğru incelen konik yapıdalardı; ancak ilaveten kıllar dümdüz değil hafif kıvrımlı/tırtırlı yapıda üretilmişti. Bu sayede önceki sentetik fırçaların temel problemlerinden birisi olan su tutamama problemi önemli ölçüde çözülmüş oldu. Hala iyi bir porsuk fırça gibi su tutamasalar da, artık domuz kılı fırçalara yakın derecede su tutabiliyorlardı. Isılarını daha iyi koruyup, yüzde daha doğal his veriyorlardı. Böylece ilk kez tatmin edecek performansta sentetik tıraş fırçaları ortaya çıkmış oldu ve böylelikle, sentetik fırçaların da yavaş yavaş tercih edilmeye başladığı dönem açılmış oldu.

Şu anda, en verimli sentetik fırçalardan bazılarını, son 10 yıldır sentetik tıraş fırçasında öne çıkan Yaqi Brush firması üretiyor. “Tuxedo” düğümüyle ün yapan firma klasik Dupont Taklon elyafı yerine, Alman “Basf” elyafını kullanıyor. Dünyadaki pek çok butik fırça üreticisi, esnek, omurgalı ve yumuşak dokunuşlu olması sebebiyle, Yaqi Brush firmasının tuxedo kıl setlerini kullanıyor. 

Termoplastik özelliğe sahip olan basf elyafı, ısıtıldığında yumuşayan, soğuduğunda tekrar sertleşen yapıda ve bu özelliği doğal kıl fırçalara benzer bir karakteristikte olmasını sağlıyor. Yaqi’ nin bu alanda öne çıkma sebebi, ürettiği fırçaların oldukça ince kıllardan (dolayısıyla çok yoğun düğümlerden) oluşması ve kıl uçlarının silvertip porsuk kıllarından bile yumuşak olmasıdır. Bu yoğun, bol kıllı ve yumuşak düğümler performans anlamında artık çoktan at ve domuz kılı fırçaları geçmiş ve porsuk kılı fırçalara bile kafa tutabilir hale gelmiş durumdalar. Omurgalı yapıları, her türlü krem ve sabundan çok kısa sürede yoğun bir köpük oluştururken, yumuşak uçları da yüzde en pahalı porsuk fırçaları aratmayan konforlu bir masaj etkisi sunmakta.

Yaqi brush’ ın ürettiği fırçalar şu an için sentetik fırça aleminde en beğenilen ve tercih edilen fırçalardandır diyebiliriz. Gerçekten de ilk kez tıraş camiasında bir sentetik fırça üreticisi, biz tıraş severlerin önyargısını kırabildi ve dolaplarımızda yerlerini almaya başladılar. Birinci nesilden beri çok gelişen sentetik fırçalar günümüzde artık fazla kusur barındırmıyorlar. Kusur demişken yazımızı bitirmeden sentetik fırçaların avantaj ve dezavantajlarına da bakalım:

Avantajları:

Sabun, krem ayırt etmeksizin daha az malzemeyle daha bol miktarda, daha kıvamlı köpük oluşturabiliyorlar. Önceden suda bekletilmeye ihtiyaçları yok. Doğal kıldan yapılan fırçalara göre daha dayanıklı ve hijyenikler. Antialerjik özelliklere sahipler, kokusuzlar. Çok kısa sürede kuruyabiliyorlar. Bir domuz fırçanın tam kuruması 1 günden fazla sürebilirken, sentetik kıllı bir fırça en fazla 1-2 saatte tamamen kurumuş oluyor. Bu bakımdan seyahatler ve kullanım aralığının kısa olduğu berberler için en hijyenik ve pratik fırçalar bunlar.

 

Dezavantajları:

Temel dezavantajları yine su ve ısı tutma kapasitesi. Su ve ısı tutma kapasiteleri son nesillerde artık iyice gelişmiş olsa da, bu konuda porsuk fırçalardan hala biraz gerideler. Özellikle yüzde köpürtme yaparken, kuru bir köpükle karşılaşmamak için su-sabun oranını iyi ayarlamak gerekiyor. Dördüncü nesil olanlar yüzde daha yumuşak hissettirebilseler de, tam olarak doğal porsuk kıllarının kendilerine has hissiyatını veremiyorlar. Basf elyafından yapılanlar ısındıkça yumuşuyorlar, ancak sentetik kıllar suyu içlerinde absorbe etmediklerinden kullanım sırasında ilaveten yumuşamıyorlar ve üretimde belirlenen esneklikleri ne ise o şekilde kalıyorlar. Dolayısıyla fırçanın kuru halindeki omurgalı yapısı kullanımda da değişmiyor. Bu kimine göre bir avantaj da olabilir, dezavantaj da.

Aşağıdaki videomuzda sentetik tıraş fırçalarında, yüzde ve kasede köpürtmede, en iyi köpük performansını alabilmek için dikkat edilmesi gereken inceliklere değindik: 

Sonuç olarak; sentetik fırçalar günümüzde iyice sevilesi hale gelmiş durumdalar. Artık çeşitlilik çok daha fazla ve her zevke hitap edecek ölçü ve formda sentetik fırça bulmak mümkün. Pek çok tıraş sever, özellikle son nesil sentetik fırçaları severek kullanıyorlar. Biz de Razorus olarak önyargınızı kırmanızı ve modern sentetik fırçalara bir şans vermenizi hararetle tavsiye ediyoruz. Ne kadar kolay köpük oluşturduklarını gördüğünüzde "neden daha önce denememişim" diye düşüneceksiniz.

Şimdiden keyifli seyirler, keyifli tıraşlar!

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.